Pinned Tweet
"Alt tarafı bir çiçek koklayıp, bir hayvan sahiplenip, birkaç insan tanıyıp, sevip gidecektik bu dünyadan. Nasıl kötü bir zamana denk geldi ömrümüz... Vicdansızların, sapıkların, katillerin, nefretin, cehaletin ortasına düştük!"
5
13
318
41,076
Körler pazarında ayna satanların olduğu ve aynası olduğu için körlerin mutlu olduğu bir toplumun yarınları karanlıktır..
#Günaydın
#Günaydın
4
0
65
481
Şu sıkıntılı günlerde 2 B' ye tutunduk.. Biri vefalı çıktı.. Biri çok vefasız..Ne diyelim çilemiz aşık olmuşuz bir kere..
🖤🚲🤍
🖤🚲🤍
0
2
72
479
Ünlü Afrika atasözüne göre:
"Aslan, ceylan, sırtlan ve zebra yan yana (aynı yönde) koşuyorsa orman yanıyor demektir."
#GeceyeBirSöz
"Aslan, ceylan, sırtlan ve zebra yan yana (aynı yönde) koşuyorsa orman yanıyor demektir."
#GeceyeBirSöz
0
3
116
838
"Ben Katolik bir başkan olmaya çalışmıyorum...
Ben başkan olmsya çalışan bir katoliğim..."
JF Kenedy
Ben başkan olmsya çalışan bir katoliğim..."
JF Kenedy
0
0
75
485
Macaristan, Sırbistan, Brezilya, İsrail ve ABD' de halk, devlete hükmedenleri bir şekilde cezalandırdı.. Olması gerekeni yaptı. Halk ne ise devlet de onun yansımasıdır...!
2
3
102
911
Bisikoterapi uzerine bilimsel gerçekler...
( Değerli arkadaşım prof dr Alp Özkan' a teşekkürler 🙏)
( Değerli arkadaşım prof dr Alp Özkan' a teşekkürler 🙏)
0
1
68
681
Meşguliyet terapisi (Ergoterapi / Occupational Therapy), kişinin günlük yaşam aktivitelerini bağımsız, güvenli ve mümkün olduğunca kaliteli şekilde yapabilmesini amaçlayan bir terapi yöntemidir.
Aslında bu tip hobilerin terapi etkisi var..😎
Aslında bu tip hobilerin terapi etkisi var..😎
Bilimde yeri olmasa da, örgü örmek terapidir..❤️
1
1
100
723
Herkes hastaya doğru tanıyı koyuyor ama hiç kimse tedavi etmeye cesaret edemiyor...
( NOT: konunun tıpla ilgisi yoktur..)
( NOT: konunun tıpla ilgisi yoktur..)
3
5
136
1,045
RT @blueblood7745: Kasksız bisiklet, scooter mukuutır kullanan bütün çocukların kafasına tek tek kask takmak istiyorum, nerde bunların anal…
0
9
0
7
Ameliyatı yapacak olanın değil, ameliyatın nerede yapılacağının daha ön plana geçtiği dönemlere geldik..
3
0
102
1,244
Bir ailenin değil, bir milletin yönettiği devlet olma yolunun açıldığı günün yıldönünü..
Unutulmaması dileğiyle..🙏
Unutulmaması dileğiyle..🙏
0
5
136
874
✦ 𝐁𝐢𝐬𝐢𝐤𝐨𝐭𝐞𝐫𝐚𝐩𝐢 ✦ retweeted
1 Kasım:
Bir Milletin Sözünü, Dilini ve Kaderini Eline Alma Günü
Tarih bazen tesadüfleri sever. Ancak bazı tarihler, bir ülkenin geleceğinin nasıl tasarlandığını da gösterir. 1 Kasım, Türkiye'nin siyasi ve toplumsal yapısını köklü biçimde değiştiren iki büyük dönüşümün aynı r. 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla egemenliğin hanedandan millete geçişinin önü açıldı; 1928'de yeni Türk alfabesinin kabulüyle eğitim ve bilgiye erişim için yeni bir dönem başladı.
Bunlar birbirinden bağımsız kararlar değil, aynı kuruluş iradesinin birbirini tamamlayan adımlarıydı.
Mustafa Kemal Atatürk, Millî Mücadele sürerken yalnızca ülkenin bağımsızlığını değil, kurtarılacak topraklarda nasıl bir devlet ve nasıl bir toplum kurulacağını da düşünüyordu. Yıkılan bir imparatorluğun ardından yeni bir ülke inşa etmek, eski düzenin kurumlarını sürdürerek mümkün değildi. Egemenliğin kaynağı değişmeli, insanın devlet içindeki yeri yeniden tanımlanmalı, toplumun eğitim ve bilgiyle ilişkisi dönüşmeliydi.
Saltanatın kaldırılması, Atatürk'ün millet egemenliğine dayalı yeni devlet anlayışının önündeki en temel engellerden birinin ortadan kaldırılmasıydı. Devletin meşruiyet kaynağı artık hanedan değil, millet olacaktı. Tebaa anlayışının yerini, ülkesinin geleceğinde söz sahibi olan yurttaş fikri alıyordu.
Ancak siyasi egemenlik tek başına yeterli değildi. Bir milletin kendi geleceğini belirleyebilmesi için eğitim ve bilgiye erişebilmesi, okuyabilmesi, öğrenebilmesi ve kendi kararlarını verebilecek donanıma sahip olması gerekiyordu. 1928'de yeni Türk alfabesinin kabulü, Türkçenin ses yapısına uygun harflerle okuma yazmayı kolaylaştırmak ve bu imkânı toplumun çok daha geniş kesimlerine ulaştırmak amacı taşıyordu. Atatürk'ün Başöğretmen sıfatıyla kara tahta başına geçmesi, bu büyük eğitim seferberliğine bizzat öncülük etmesiydi.
Hukuktan eğitime, kadınların toplumsal yaşama katılımından bilime ve üretime kadar uzanan reformlar da aynı hedefin birbirini tamamlayan parçalarıydı. Atatürk, siyasi bağımsızlığın ancak çağdaş, eğitimli, düşünen ve kendi geleceğini belirleyebilen bir toplumla kalıcı olacağını öngörüyordu. Türkiye'nin geleceğini bu bütünlük içinde yeniden kuruyordu.
Bugün 1 Kasım'ı anarken yalnızca geçmişte alınmış iki kararı hatırlamıyoruz. Bir milletin egemenliğini kime ait kılacağını, nasıl bir toplum yaratacağını ve geleceğini hangi temeller üzerinde kuracağını belirleyen büyük bir dönüşümü hatırlıyoruz. Bu dönüşümün ardında, ülkenin geleceğini kendi döneminin ötesinde düşünen
Mustafa Kemal Atatürk'ün aklı, öngörüsü ve kararlı liderliği var.
Bu büyük dönüşüme öncülük eden Mustafa Kemal Atatürk'e ve onunla omuz omuza çalışan tüm çalışma arkadaşlarına saygı, minnet ve şükranla..
🇹🇷❤️
Bir Milletin Sözünü, Dilini ve Kaderini Eline Alma Günü
Tarih bazen tesadüfleri sever. Ancak bazı tarihler, bir ülkenin geleceğinin nasıl tasarlandığını da gösterir. 1 Kasım, Türkiye'nin siyasi ve toplumsal yapısını köklü biçimde değiştiren iki büyük dönüşümün aynı r. 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla egemenliğin hanedandan millete geçişinin önü açıldı; 1928'de yeni Türk alfabesinin kabulüyle eğitim ve bilgiye erişim için yeni bir dönem başladı.
Bunlar birbirinden bağımsız kararlar değil, aynı kuruluş iradesinin birbirini tamamlayan adımlarıydı.
Mustafa Kemal Atatürk, Millî Mücadele sürerken yalnızca ülkenin bağımsızlığını değil, kurtarılacak topraklarda nasıl bir devlet ve nasıl bir toplum kurulacağını da düşünüyordu. Yıkılan bir imparatorluğun ardından yeni bir ülke inşa etmek, eski düzenin kurumlarını sürdürerek mümkün değildi. Egemenliğin kaynağı değişmeli, insanın devlet içindeki yeri yeniden tanımlanmalı, toplumun eğitim ve bilgiyle ilişkisi dönüşmeliydi.
Saltanatın kaldırılması, Atatürk'ün millet egemenliğine dayalı yeni devlet anlayışının önündeki en temel engellerden birinin ortadan kaldırılmasıydı. Devletin meşruiyet kaynağı artık hanedan değil, millet olacaktı. Tebaa anlayışının yerini, ülkesinin geleceğinde söz sahibi olan yurttaş fikri alıyordu.
Ancak siyasi egemenlik tek başına yeterli değildi. Bir milletin kendi geleceğini belirleyebilmesi için eğitim ve bilgiye erişebilmesi, okuyabilmesi, öğrenebilmesi ve kendi kararlarını verebilecek donanıma sahip olması gerekiyordu. 1928'de yeni Türk alfabesinin kabulü, Türkçenin ses yapısına uygun harflerle okuma yazmayı kolaylaştırmak ve bu imkânı toplumun çok daha geniş kesimlerine ulaştırmak amacı taşıyordu. Atatürk'ün Başöğretmen sıfatıyla kara tahta başına geçmesi, bu büyük eğitim seferberliğine bizzat öncülük etmesiydi.
Hukuktan eğitime, kadınların toplumsal yaşama katılımından bilime ve üretime kadar uzanan reformlar da aynı hedefin birbirini tamamlayan parçalarıydı. Atatürk, siyasi bağımsızlığın ancak çağdaş, eğitimli, düşünen ve kendi geleceğini belirleyebilen bir toplumla kalıcı olacağını öngörüyordu. Türkiye'nin geleceğini bu bütünlük içinde yeniden kuruyordu.
Bugün 1 Kasım'ı anarken yalnızca geçmişte alınmış iki kararı hatırlamıyoruz. Bir milletin egemenliğini kime ait kılacağını, nasıl bir toplum yaratacağını ve geleceğini hangi temeller üzerinde kuracağını belirleyen büyük bir dönüşümü hatırlıyoruz. Bu dönüşümün ardında, ülkenin geleceğini kendi döneminin ötesinde düşünen
Mustafa Kemal Atatürk'ün aklı, öngörüsü ve kararlı liderliği var.
Bu büyük dönüşüme öncülük eden Mustafa Kemal Atatürk'e ve onunla omuz omuza çalışan tüm çalışma arkadaşlarına saygı, minnet ve şükranla..
🇹🇷❤️
5
6
55
993











