Pinned Tweet
“Ad iyi olmalı, öz ölümlüdür
Ölür öz, adı kalırsa insan ölümsüzdür.”
— Kutadgu Bilig, 5573. beyit.
Ölür öz, adı kalırsa insan ölümsüzdür.”
— Kutadgu Bilig, 5573. beyit.
11
25
198
13,540
Devletin yıkılması için canla başla çalışan insanların ısrarla ve inatla Türkiye'ye parmak sallayacak koltuklarda oturtulmasının bir "ihanet senaryosu" olduğunu anlamamak için insanın ya tutsak, ya da ahmak olması gerek.
Türk milleti zekidir.
Türk milleti zekidir.
2
6
41
765
Biz Türk Milleti, kurucu irademizi 1924 Anayasası ile kullandık.
Yeni bir kurucu irade için önce öncekinin ilga edilmesi, yani mevcut Anayasal Devlet düzeninin yıkılması yerine yenisini yine Halkın iradesi ile kuracak iseniz yeni bir meclis yeni bir halk ile yapabilmeniz gerek.
Mehmet Bey.. Türk milletinin sabrını mı sınıyorsunuz?
Yoksa, oturduğunuz koltuktan bakınca başka bir ülkede mi yaşadığınızı düşünüyorsunuz?
Şu anda Anayasa Suçu işliyorsunuz beyefendi..
Mevcut Anayasal düzeni yıkmaksa derdiniz onu da bilelim.
Yeni bir kurucu irade için önce öncekinin ilga edilmesi, yani mevcut Anayasal Devlet düzeninin yıkılması yerine yenisini yine Halkın iradesi ile kuracak iseniz yeni bir meclis yeni bir halk ile yapabilmeniz gerek.
Mehmet Bey.. Türk milletinin sabrını mı sınıyorsunuz?
Yoksa, oturduğunuz koltuktan bakınca başka bir ülkede mi yaşadığınızı düşünüyorsunuz?
Şu anda Anayasa Suçu işliyorsunuz beyefendi..
Mevcut Anayasal düzeni yıkmaksa derdiniz onu da bilelim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni anayasa yapma yetkisi, yeni anayasa yapma hakkına ve gücüne sahip halkın asli kurucu irade olmasından doğar. Halkın asli kurucu irade olması TBMM’yi temsili kurucu irade yapar. TBMM kabul sayısı ne olursa olsun mutlak surette halkın onayına sunmak şartıyla her zaman yeni anayasa yapmaya muktedirdir.
Konunun ayrıntılarını AA Analiz için ele aldık.
aa.com.tr/tr/analiz/turk…
1
3
15
981
Gladyatör filmini sabah bir kez daha izledim. Açılış sahnesini hepiniz hatırlarsınız. Ömrünün sonuna yaklaştığını bilen imparator, Roma’yı erdemine güvenmediği oğlu Commodus’a bırakmak istemez. Dileği, Roma’nın yeniden cumhuriyetle yönetilmesidir. Senato yönetimi devralmaya hazır olana kadar yetkilerini Roma siyasetinin kirine bulaşmamış birine, General Maximus’a emanet etmek ister.
Marcus Aurelius’un o çadırda ömrünün muhasebesini yaparken kendine sorduğu soruları, kendi sözlerimle şöyle aktarabilirim.
Yirmi yılda ben ne yaptım, Maximus? Yakıp yıktım da Roma’ya kılıçtan başka ne getirdim? Günün birinde Roma halkı beni nasıl anacak? Bir tiran olarak mı, yoksa halka cumhuriyeti geri veren imparator olarak mı?
Bugün bizim de siyasi hesapların ötesine bakıp kendimize sormamız gereken bir soru var. Biz gelecek kuşaklara nasıl bir devlet bırakacağız?
Kamuoyuna yansıyan iddiaları yan yana koyduğumda gördüğüm tablo beni kaygılandırıyor. Devlet öylesine ağır bir enfeksiyon kapmış görünüyor ki neşter vurulan her yerden cerahat akıyor. İltihap bütün bünyeye yayılıyorsa birkaç üst düzey yöneticiyi değiştirmekle ne kadar yol alabiliriz? Korkarım ki bugün boyutlarını bile tam olarak bilmediğimiz bu tahribatın bedelini çocuklarımıza ödeteceğiz.
Bu tahribatın boyutlarını ortaya çıkarmak için elbette devletin iç denetim mekanizmalarını harekete geçirmek gerek. Ama bir yurttaş olarak benim de denetimi yapacak kurumlara güvenebilmem gerek. Kamu kaynaklarını kimin, hangi kararla, nasıl kullandığını millet adına araştıracak ve ucu kime dokunursa dokunsun bulgularını açıklayacak olanlar bu kurumlar. Millet ancak o zaman alınan kararların siyasi hesabını sorabilir.
Peki, bugün bu kurumlara duyulan güven de sarsılmışsa, ülkeyi yönetenlerin dönüp milletten yeniden yetki istemesi gerekmez mi?
Gerekir. Hem de hiç vakit kaybetmeden.
Erken seçimin kaçınılmazlığı karşısında hiçbirimizin kayıtsız kalma lüksü yok.
İktidar, önündeki bu tarihi tercihi daha fazla ertelememeli.
Devletin kurumsal bütünlüğünü ve henüz doğmamış kuşakların bağımsız bir ülkede özgürce yaşama hakkını kendi siyasi geleceğinin önünde tutmalı.
Bu tarihî sorumluluğu üstlenmeli, inisiyatif alıp ülkeyi erken seçime götürmelidir.
youtu.be/gY-APadWIqM?si…
Marcus Aurelius’un o çadırda ömrünün muhasebesini yaparken kendine sorduğu soruları, kendi sözlerimle şöyle aktarabilirim.
Yirmi yılda ben ne yaptım, Maximus? Yakıp yıktım da Roma’ya kılıçtan başka ne getirdim? Günün birinde Roma halkı beni nasıl anacak? Bir tiran olarak mı, yoksa halka cumhuriyeti geri veren imparator olarak mı?
Bugün bizim de siyasi hesapların ötesine bakıp kendimize sormamız gereken bir soru var. Biz gelecek kuşaklara nasıl bir devlet bırakacağız?
Kamuoyuna yansıyan iddiaları yan yana koyduğumda gördüğüm tablo beni kaygılandırıyor. Devlet öylesine ağır bir enfeksiyon kapmış görünüyor ki neşter vurulan her yerden cerahat akıyor. İltihap bütün bünyeye yayılıyorsa birkaç üst düzey yöneticiyi değiştirmekle ne kadar yol alabiliriz? Korkarım ki bugün boyutlarını bile tam olarak bilmediğimiz bu tahribatın bedelini çocuklarımıza ödeteceğiz.
Bu tahribatın boyutlarını ortaya çıkarmak için elbette devletin iç denetim mekanizmalarını harekete geçirmek gerek. Ama bir yurttaş olarak benim de denetimi yapacak kurumlara güvenebilmem gerek. Kamu kaynaklarını kimin, hangi kararla, nasıl kullandığını millet adına araştıracak ve ucu kime dokunursa dokunsun bulgularını açıklayacak olanlar bu kurumlar. Millet ancak o zaman alınan kararların siyasi hesabını sorabilir.
Peki, bugün bu kurumlara duyulan güven de sarsılmışsa, ülkeyi yönetenlerin dönüp milletten yeniden yetki istemesi gerekmez mi?
Gerekir. Hem de hiç vakit kaybetmeden.
Erken seçimin kaçınılmazlığı karşısında hiçbirimizin kayıtsız kalma lüksü yok.
İktidar, önündeki bu tarihi tercihi daha fazla ertelememeli.
Devletin kurumsal bütünlüğünü ve henüz doğmamış kuşakların bağımsız bir ülkede özgürce yaşama hakkını kendi siyasi geleceğinin önünde tutmalı.
Bu tarihî sorumluluğu üstlenmeli, inisiyatif alıp ülkeyi erken seçime götürmelidir.
youtu.be/gY-APadWIqM?si…
5
11
73
5,394
Siyaset, kamu kaynaklarının dağılımıyla ilgili olduğundan insan doğasının karanlık tarafını besleyebilir. Siyasetin kiri de zaten bu karanlık zeminde büyür.
Karakterinizden, hayata bakışınızdan ve asla taviz vermeyeceğinizi düşündüğünüz o korunaklı değerler dünyasından vazgeçmeden siyasetin içinde kalabilmek, o nedenle son derece güçtür.
Bu yalnızca bizim ülkemize özgü değil elbette. En ağır istibdat rejimlerinden dünyanın en demokratik ülkesi olduğu imajına sahip devletlere kadar siyaset, az ya da çok, kirli bir zeminde yapılır.
Tam da bu yüzden siyasal mücadeleler aynı zamanda bir erdem ve karakter sınavıdır. Ancak iktidarı elde etme veya koruma uğruna yürütülen bu mücadelelerin durması gereken bir sınır var: Devletin varlığının ve kurumsal bütünlüğünün tehlikeye girdiği o “yetmezlik” eşiği.
Âdeta bir kalp yetmezliği gibi… Kalbin bedenin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanması nasıl bütün hayati işlevleri tehdit ediyorsa devletin kaynaklarını ve kurumlarını işler hâlde tutamaması da varlığını sürdürme gücünü aşındırır.
Ne yazık ki son zamanlarda yaşadıklarımızı besleyen o karanlık, ülkemizi adım adım bu tehlikeli eşiğe taşımış görünüyor.
Bu eşikten uzaklaşmamız gerek..
Hem de behemehâl.. yani derhal... yani hemen... kaybedecek vaktimiz yok..
Unutmayalım: İktidardakiler, muhalefettekiler, bizler… Hepimiz faniyiz..
İlelebet payidar olması için duacı olduğumuz sadece, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.
Karakterinizden, hayata bakışınızdan ve asla taviz vermeyeceğinizi düşündüğünüz o korunaklı değerler dünyasından vazgeçmeden siyasetin içinde kalabilmek, o nedenle son derece güçtür.
Bu yalnızca bizim ülkemize özgü değil elbette. En ağır istibdat rejimlerinden dünyanın en demokratik ülkesi olduğu imajına sahip devletlere kadar siyaset, az ya da çok, kirli bir zeminde yapılır.
Tam da bu yüzden siyasal mücadeleler aynı zamanda bir erdem ve karakter sınavıdır. Ancak iktidarı elde etme veya koruma uğruna yürütülen bu mücadelelerin durması gereken bir sınır var: Devletin varlığının ve kurumsal bütünlüğünün tehlikeye girdiği o “yetmezlik” eşiği.
Âdeta bir kalp yetmezliği gibi… Kalbin bedenin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanması nasıl bütün hayati işlevleri tehdit ediyorsa devletin kaynaklarını ve kurumlarını işler hâlde tutamaması da varlığını sürdürme gücünü aşındırır.
Ne yazık ki son zamanlarda yaşadıklarımızı besleyen o karanlık, ülkemizi adım adım bu tehlikeli eşiğe taşımış görünüyor.
Bu eşikten uzaklaşmamız gerek..
Hem de behemehâl.. yani derhal... yani hemen... kaybedecek vaktimiz yok..
Unutmayalım: İktidardakiler, muhalefettekiler, bizler… Hepimiz faniyiz..
İlelebet payidar olması için duacı olduğumuz sadece, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.
0
1
6
706
"ulen" kaba bir tabir değildir...
eski istanbul latifesidir ve isyan içerir..
takadın bittiğini anlatır..
"ne yapacaksanız yapın
beni oraya getirmeyin" demektir.
buradaki "ben" ben değilim elbet..
Millet.
eski istanbul latifesidir ve isyan içerir..
takadın bittiğini anlatır..
"ne yapacaksanız yapın
beni oraya getirmeyin" demektir.
buradaki "ben" ben değilim elbet..
Millet.
Finansal Derebeylikler kurulmuş..
Suç örgütleri inşa edilmiş..
İstihdam programları, yerleştirmeler, tavsiyeler görevlendirmeler ile finansal endüstrinin tüm tepesi tasarlanmış..
Kimsiniz ulen siz. ???
0
6
52
1,237
Herşeyin zıvanadan çıktığı içinde yaşadığımız bu fetret zamanının en büyük tehlikesi, anomali olması gerken olgu ve vakaları nornalleştirilmesine direnememektir.
Muzaffer biçimde tamamlanan ve Lozan ile taçlanan Kurtuluş Savaşı sonrası azınlıkların statüsü açık ve sarig biçimde belirlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti kadim bir devlet, Türk milleti de onurlu bir millettir.
Sabrını test etmenin de bir sonu gelecek elbet.
Muzaffer biçimde tamamlanan ve Lozan ile taçlanan Kurtuluş Savaşı sonrası azınlıkların statüsü açık ve sarig biçimde belirlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti kadim bir devlet, Türk milleti de onurlu bir millettir.
Sabrını test etmenin de bir sonu gelecek elbet.
I met with Ecumenical Patriarch Bartholomew and congratulated him on the 35th anniversary of his enthronement, which is coming up in a few days, on November 2.
I spoke about our work with partners to achieve peace, including our contacts with the American side. Of course, I also ation in Ukraine and the constant Russian strikes on our energy infrastructure and everything that keeps people's lives running normally.
We discussed the humanitarian operation in our temporarily occupied city of Oleshky, from which people were successfully rescued. This is a very important result, and we hope the world will continue to pressure Russia so that such de-escalation steps can be expanded.
I thank His All-Holiness for his consistent public stance, his support for our country, and his continued prayers for peace in Ukraine.
0
26
96
2,664
Finansal Derebeylikler kurulmuş..
Suç örgütleri inşa edilmiş..
İstihdam programları, yerleştirmeler, tavsiyeler görevlendirmeler ile finansal endüstrinin tüm tepesi tasarlanmış..
Kimsiniz ulen siz. ???
Suç örgütleri inşa edilmiş..
İstihdam programları, yerleştirmeler, tavsiyeler görevlendirmeler ile finansal endüstrinin tüm tepesi tasarlanmış..
Kimsiniz ulen siz. ???
2
21
132
3,772
Hakkari'de sınır hattında evladımızı kim şehit etti..
Detaylı ve doyurucu bir açıklamayı Türk milleti hak ediyor..
Detaylı ve doyurucu bir açıklamayı Türk milleti hak ediyor..
1
470
2,890
15,846
İran'a yönelik hiçbir siyonist emperyalist saldırının yancısı, destekçisi vs olamayız.
Olmamalıyız.
Olmamalıyız.
Trump is reportedly planning to restart war with Iran after the election.
Some of us have been briefed on the war plan. And while I cannot disclose any details, I can say this: the plan is insane. It will not achieve objectives and will set off a new cycle of escalation.
0
2
10
1,037
Şu anda Azerbaycan dertlerimizin son sırasında dahi değil...
Bebek katillerinin peşinden farklı yollarla giden en nihayetinde tüm yolların Washington'a çıktığı bir denklem zaten Türkün 'tali' olsa da 'asli' derdi değildir. En azından şimdilik.
Biz önce evimizi derleyip toparlamakla meşgul olalım.
Azerbaycan'a da aynısını tavsiye ederim. Kardeşlik baki...
Bebek katillerinin peşinden farklı yollarla giden en nihayetinde tüm yolların Washington'a çıktığı bir denklem zaten Türkün 'tali' olsa da 'asli' derdi değildir. En azından şimdilik.
Biz önce evimizi derleyip toparlamakla meşgul olalım.
Azerbaycan'a da aynısını tavsiye ederim. Kardeşlik baki...
Azerbaycan haber ajansı APA, Aliyev’in Ankara’daki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne katılmamasını savunarak Türkiye’ye yönelik suçlamalarda bulundu:
• “Azerbaycan bu saldırıyı İran’dan beklerken en ağır darbeyi kardeş Türkiye’den aldı. Bu darbeyi vuranlar AKP ve onun u gruplardı.”
• “Türkiye medyası başörtüsü konusunu çarpıtarak Arap dünyasına taşıdı, Azerbaycan karşıtı kampanyanın başlıca sorumlusu oldu.”
• “Azerbaycan’ın Ankara’nın yörüngesinden çıkmaması isteniyor. Bu, ülkemizin bağımsızlığını inkâr eden aşağılayıcı bir yaklaşım.”
• “Ankara kışkırtıcılık bir yana, seyirci kaldı. Çok geç müdahale etti.”
• “Diplomaside her şey karşılıklıdır. Aliyev’in Ankara’ya gitmemesi tamamen doğru bir karardır.”
3
1
51
3,924
Cumhuriyetimizin 103. yılında ülkemiz, içeriden ve dışarıdan yönelen, geçen yıla nispetle şiddeti artan iktisadi, diplomatik ve siyasal saldırılarla, güvenliğini hedef alan tehditlerle karşı karşıyadır.
Anayasal düzenimizin bu saldırıları püskürtecek kalkanı, Cumhuriyetimizin erinin hayat bulduğu, ebediyen değiştirilemeyecek temel maddeleridir. Devletimizin varlığını ve Türk milletinin egemenliğini korumak için bu maddeleri kanımızın son damlasına kadar savunacağımızdan kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Ne yazık ki devletimiz, bu saldırılar nedeniyle kurumsal kapasitesi bakımından ciddi travmalar yaşamış ve yaşamaktadır.
Ancak Türk milletinin sarsılmaz iradesi ve Türk gençliğinin azmi, cesareti ve zekâsı, devletimizin kapasitesini artıracak her türlü kaynağı seferber edecek güce sahiptir.
Cumhuriyetimizin ve ülkemizin karşı karşıya kaldığı bu tehditler elbet bertaraf edilir. Ancak Türk milletinin iradesini temsil eden siyasal partilerin tamamının bu tehditleri bertaraf etme iradesine sahip olması, varlık nedenlerinin asgari gereğidir.
Cumhuriyeti ve anayasal düzenin kurucu normlarını değiştirmek isteyen ihanete geçit vermeyecek siyasal temsilin güçlendirilmesi mutlak şarttır ve bir ulusal güvenlik meselesidir.
Türk milleti, sarsılmaz azim ve cesaretiyle bu eksikliği de giderecek; Gazi Meclisimizin koltuklarında ihanet ve mankurtlukla dolu geçmişlerini aklamak ve ellerindeki kanı temizlemek isteyenlere hak ettikleri karşılığı mutlaka verecektir.
Bu tespit ve temennilerle, milletimizin karakterine en uygun rejim olan Cumhuriyetimizin 103. yılını kutluyorum. Bizden sonraki nesillerin aynı gurur ve bağımsızlık şiarıyla özgür ve müreffeh bir ülkede yaşamaları için herkesin elinden gelen her türlü fedakârlığı yapmasını ve gereken azmi göstermesini umut ediyorum.
Büyük Önderimiz ve Cumhuriyetimizin sönmez ışığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırası, kalbimizde ve zihnimizde her daim yaşayacaktır.
Bize bu onuru armağan eden büyük liderimizi, Cumhuriyete giden yolu kahramanca açan silah arkadaşlarını, 103 yıldır bu devletin varlığına ve iktisadi gelişmesine emek veren, teknolojik, bilimsel, sportif ve sanatsal başarılarımıza imza atan bütün kıymetlerimizi ve bu uğurda şehit olan tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.
Allah, devlet hizmetinde tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyan, görev bilincine sahip herkesin yolunu açık etsin. Vefat etmiş olanların mekânı cennet, kabirleri nur olsun.
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!
Anayasal düzenimizin bu saldırıları püskürtecek kalkanı, Cumhuriyetimizin erinin hayat bulduğu, ebediyen değiştirilemeyecek temel maddeleridir. Devletimizin varlığını ve Türk milletinin egemenliğini korumak için bu maddeleri kanımızın son damlasına kadar savunacağımızdan kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Ne yazık ki devletimiz, bu saldırılar nedeniyle kurumsal kapasitesi bakımından ciddi travmalar yaşamış ve yaşamaktadır.
Ancak Türk milletinin sarsılmaz iradesi ve Türk gençliğinin azmi, cesareti ve zekâsı, devletimizin kapasitesini artıracak her türlü kaynağı seferber edecek güce sahiptir.
Cumhuriyetimizin ve ülkemizin karşı karşıya kaldığı bu tehditler elbet bertaraf edilir. Ancak Türk milletinin iradesini temsil eden siyasal partilerin tamamının bu tehditleri bertaraf etme iradesine sahip olması, varlık nedenlerinin asgari gereğidir.
Cumhuriyeti ve anayasal düzenin kurucu normlarını değiştirmek isteyen ihanete geçit vermeyecek siyasal temsilin güçlendirilmesi mutlak şarttır ve bir ulusal güvenlik meselesidir.
Türk milleti, sarsılmaz azim ve cesaretiyle bu eksikliği de giderecek; Gazi Meclisimizin koltuklarında ihanet ve mankurtlukla dolu geçmişlerini aklamak ve ellerindeki kanı temizlemek isteyenlere hak ettikleri karşılığı mutlaka verecektir.
Bu tespit ve temennilerle, milletimizin karakterine en uygun rejim olan Cumhuriyetimizin 103. yılını kutluyorum. Bizden sonraki nesillerin aynı gurur ve bağımsızlık şiarıyla özgür ve müreffeh bir ülkede yaşamaları için herkesin elinden gelen her türlü fedakârlığı yapmasını ve gereken azmi göstermesini umut ediyorum.
Büyük Önderimiz ve Cumhuriyetimizin sönmez ışığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırası, kalbimizde ve zihnimizde her daim yaşayacaktır.
Bize bu onuru armağan eden büyük liderimizi, Cumhuriyete giden yolu kahramanca açan silah arkadaşlarını, 103 yıldır bu devletin varlığına ve iktisadi gelişmesine emek veren, teknolojik, bilimsel, sportif ve sanatsal başarılarımıza imza atan bütün kıymetlerimizi ve bu uğurda şehit olan tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.
Allah, devlet hizmetinde tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyan, görev bilincine sahip herkesin yolunu açık etsin. Vefat etmiş olanların mekânı cennet, kabirleri nur olsun.
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!
1
3
41
767
SELVA TOR retweeted
#SONDAKİKA
📍İsmail Saymaz :
📍“Bana ulaşan Türkiye Sigorta’nın bir çalışanı, Çakmak’ın Tera’da batırdığı tutarın 15-20 milyar TL olduğunu ileri sürüyor.
📍İddiaya göre Çakmak, kurum mevduatıyla devlet tahvili satın aldı. Tahvilleri fon karşılığında Tera’ya devretti.
📍Kaynağım şu iddialarda bulunuyor:
📍Nakit aktarımı gerçekleşmediği için işlemler bilançoda görünmüyor. Çakmak’ın hiçbir yerde imzası yok. Telefonla talimat veriyor, Gürol Sami Özer ve ekibi hallediyordu.” x.com/sondaktilo/sta…
📍İsmail Saymaz :
📍“Bana ulaşan Türkiye Sigorta’nın bir çalışanı, Çakmak’ın Tera’da batırdığı tutarın 15-20 milyar TL olduğunu ileri sürüyor.
📍İddiaya göre Çakmak, kurum mevduatıyla devlet tahvili satın aldı. Tahvilleri fon karşılığında Tera’ya devretti.
📍Kaynağım şu iddialarda bulunuyor:
📍Nakit aktarımı gerçekleşmediği için işlemler bilançoda görünmüyor. Çakmak’ın hiçbir yerde imzası yok. Telefonla talimat veriyor, Gürol Sami Özer ve ekibi hallediyordu.” x.com/sondaktilo/sta…
31
162
618
289,260
SELVA TOR retweeted
Sevgili dostlarım,
Afşin-Elbistan'da bir felaket yaşanıyor. 17.500 kişi santral yüzünden "erken öldü"
Su fakiri ülkede 100 milyon ton yeraltın suyu ziyan ediliyor
Tarım ürünleri zehirleniyor ve hepimiz bunları tüketiyoruz. Niye kanser oluyoruz diye sormayın
Link aşağıda
Afşin-Elbistan'da bir felaket yaşanıyor. 17.500 kişi santral yüzünden "erken öldü"
Su fakiri ülkede 100 milyon ton yeraltın suyu ziyan ediliyor
Tarım ürünleri zehirleniyor ve hepimiz bunları tüketiyoruz. Niye kanser oluyoruz diye sormayın
Link aşağıda
40
1,278
4,685
77,431
Köpek havlamadıysa hırsız tanıdıktır.
Gümüş Şimşek öyküsünde, ünlü bir yarış atının çalınması ve antrenörünün öldürülmesi araştırılır. Scotland Yard dedektifi Gregory ile Sherlock Holmes arasında, dünya edebiyat tarihine geçen şu meşhur diyalog yaşanır:
Dedektif Gregory: Dikkatimi çekmek istediğiniz başka bir nokta s: Gece vakti köpekle ilgili tuhaf olaya.
Dedektif Gregory: Köpek gece boyunca hiçbir şey yapmadı ki.
Sherlock Holmes: "İşte o olay gerçekten ilginçti.
Köpek havlamadıysa hırsız tanıdıktır.
0
1
21
1,260
SELVA TOR retweeted
Lise öğrencileri, İstiklal Caddesinde hep bir ağızdan Andımız’ı okudu. 🇹🇷
56
351
2,741
25,059
Kesinlikle..
Türkiye’nin uyuşturucu kartelleri ve uluslararası suç şebekeleri için finansal ve operasyonel bir merkeze dönüşmesinde; yatırım yoluyla vatandaşlık, oturum ve vize kolaylığı, iadeleri engelleyen anayasal güvenceler ve Asya/Avrupa arasındaki stratejik lojistik konumu öne çıkıyor.
1
0
10
1,011
















